Altın neden yükseliyor?

0

2016 yılında nihayet herkes kralın çıplak olduğunu kabul edecek gibi görünüyor. Fakat bu kabullenmek öyle kolay olmayacak. Ne de olsa 2008 yılından beri her finansal ve yapısal sarsıntılara rağmen finansal aktörler bu çıplaklığı reddetti. Bugünlerde küresel piyasalarda yaşananlara bakınca yine bir karmaşayla karşılaşıyoruz.

Maalesef yıllardır yapılan hatalı parasal politikaların ya da daha doğrusu uygulanmayan ama ihtiyacı duyulan yapısal reformların sonucu olarak bugünkü karmaşık ve kırılgan küresel piyasalar karşımıza çıkıyor. Ekonomi ve finansta en önemli unsur güvendir ve tam bu unsur bugünlerde gittikçe kayba uğruyor. Finansal ve ekonomik aktörler arasındaki güven sarsılırsa asıl en ciddi durum oluşur: Güven krizi!

Tam 637 kez faiz indirimi geldi

TAM yedi yıllık major müdahale politikaları ve finansal baskılamalar sürecinin sonunda dünya cılız ekonomik büyümeler ve tüm bunlara karşı artık isyan eden yatırımcı kitlesiyle karşı karşıya. Yedi yıl içinde dünyada toplam 637 faiz indirim adımı atıldı, merkez bankalar tarafından 12.3 trilyon dolar değerinde varlıklar satın alındı, 8.3 trilyon dolar değerinde küresel devlet tahvillerinin yüzde 0 ve altında getirisi var ve 489 milyon kişilik insanlık nüfusu negatif faiz uygulanan devletlerde ikamet ediyor (bunların arasında şu an en negatif faiz -%0.92’le İsviçre’nin 2 yıllık tahvillerinde)..

Küresel merkez bankaları bilhassa negatif faiz uygulama sürecini başlatarak çok tehlikeli bir istikamete doğru gidiyorlar. Kısacası bu uygulama bankalarda bir girdaba neden oluyor: Negatif faizler zaten gelirleri gerileyen bankaları zayıflatıyor ve ticaret gelirlerini hızla azaltıyor. Böylece zayıflayan bankalar kredi vermelerini azaltıyor ve zaten cılız büyümeli ekonomileri daha da yavaşlatıyor. Buna karşı merkez bankaları daha da fazla faiz indirme gerekçesini duyuyor ve zaten negatif faizi daha da negatif bölgeye indiriyor. Bu davranışlar ekonomileri kendi kendini yenileyen bir çıkmaza sürüklüyor.

Dünyadaki toplam borç 225 trilyon dolar!

ÖNÜMÜZDE tüm piyasalardaki artan sistemik risk olarak adlandırılması gereken bir uçurum var. ABD Merkez bankası bile bankaların negatif faizlere hazırlanması gerektiğine ipucu verdi. Piyasalardaki kredi makaslarının gittikçe açılması aslında güvenin göçmeye başladığını sergiliyor. Başlayan yeni bir dünya düzeni olan negatif faiz uygulaması sadece borçlanmayı tetiklemeye odaklanıyor. Sanki dünyada yeterince borç yokmuş gibi! 1995 yılında dünyada toplam 40 trilyon

Dünya aşırı üretim kapasiteleri içinde boğuluyor!

BOL likidite (ucuz sermaye) ve düşük faiz (ucuz kredi) uygulamaları sayesinde maden ocaklarından konteyner gemilerine kadar aşırı yatırım ve böylece aşırı üretim kapasiteleri oluştu. Bu da küresel bir deflasyonu başlattı. Hakim eğilimin anlatısına kulak verilirse daha fazla ucuz para ve daha bol likidite ekonomilerin yeni yükselişlerine sebep olacakmış.

Bu tamamen yanlış ve çok hatalı bir anlatı. Unutulan oluşan aşırı kapasitelerin varlığıdır ve bu aşırı kapasitelerin sermaye masraflarının çok ciddi düşüşüne sebep olacağıdır. Sermaye masraflarının azaltılması ve akabinde ciddi azaltılan sermaye yatırımları küresel bir deflasyona sebep olacak. Asıl sermaye yatırımları şirket gelirlerini artıran unsurdur ve ekonomiler üzerinde muazzam etkisi vardır.

Halklar üzerinde küresel gasp operasyonu

YILLARDIR süren parasal genişlemelerin aslında devasa bir küresel gasp operasyonu olduğunun kitle halkları maalesef farkında değil. Küresel merkez bankaları (Federal Rezerv, Avrupa Merkez Bankası, Japon Merkez Bankası vs.) yıllardır amansız bir uğraşın içindeler; bu uğraş küresel piyasaları likidite içinde boğmak. Ancak bunu yaparken kalıcı ve ciddi yapısal bozukluklara sebep oldular. Merkez bankalarının uygulamaları sayesinde artık her birim büyüme için eskisine göre kat kat daha fazla birim borçlanma gerekiyor.

Bunun sürdürülebilir bir model olmadığını anlamak için iktisat okumak gerekmiyor. Geldiğimiz noktada küresel merkez bankaların artık pek fazla mermisi kalmadı. Daha fazla parasal genişlemelerin ekonomiye fayda yerine çok daha fazla zararlar getireceği görünüyor. Üstelik uzun yıllardır uygulanan aşırı düşük ve sıfır faiz politikalarında pek işe yaramadı. Şimdi parasal kitle imha silahı olan negatif faiz uygulamalarını başlattılar. Bu uygulamanın çok yönlü ekonomik, finansal, toplumsal ve siyasi boyutları var. Peki negatif faiz uygulamasının hikmeti nedir?

Halkı tüketime zorlama girişimi ve altın

NEGATIF faiz ve nakit para kullanma yasağı ünlü iktisatçı Keynes taraftarlarının rüya senaryosudur çünkü mevcut para banka hesabında erimesin diye sahipleri tarafından tüketilmesi bekleniyor. Ancak bu tarz uygulama devasa varlık balonlarına sebep olması çok daha muhtemel. Parası olan herkes parasını erimeden korumak için bu parayı banka hesaplarından farklı menkul değerlerine aktarmak isteyecek. Bugünlerde yaşadığımız altın fiyatlarının ciddi yükselişi mevcut finansal sisteme karşı bir eylemdir.

Bu tasarrufçunun topunu alıp oyun sahasından çekilmesine benzer. İnsan tarihinin güncel hayatının en eski temellerinden biri olan nakit parayı kullanımdan kaldırma aciliyetinden bahsedilmesi girdiğimiz yeni parasal sürecin bilhassa negatif faiz uygulamalarının her bireyin parasal mahremiyetini tehdit altına alacağının en belirgin göstergesidir. Negatif faiz uygulanılan ülkelerin bankalarından para nakit şeklinde çekilerek negatif faize karşı korunabiliyor. Yalnız nakit para kullanımı yasaklanırsa insanların bu özgürlüğü ellerinden alınmış olur.

Alan Greenspan (eski FED başkanı) 1966 yılında söylediği sözler sistemin asıl nasıl işlediğine dair bir veridir: “Refah devletinin finansal politikası refah sahiplerinin kendini korumaya imkanı olmamasını gerektiriyor.” Bunu anlaşılabilir şekilde çevirirsek şu anlama geliyor: Batmış bir para sisteminin koruması o paranın sahiplerinin koruma imkanı olmamasını gerektiriyor! ‘Tavuk mu önce vardı yoksa yumurta mı’ sorusunu ekonomi ve finans üzerine uygulayınca evrensel bir sonuca varıyoruz.

Elbette ekonomi finans’tan önce vardı! Finans ekonomi sayesinde oluştu. O zaman finans ekonomiye hizmet etmeli ama ne yazık ki bizim devrimizde ekonomi finansa hizmet ediyor. Bu ufak gibi görünen fark aslında hayati sonuçlara sebep oluyor. “Para aslında saklanmış emektir! Emek insan hayatının parçasıdır! Paranın değerini düşürmek hayatın değerini düşürmektir!”

Bu yazı 15.02.2016 tarihinde Yeni Yüzyıl Gazetesi‘nin sitesinde yayınlanmıştır.

Share.

Leave A Reply