Yeni çağa ne kadar hazırız?

0

En geç bu yılki Davos Dünya Ekonomik Forumun’un toplantısından beri sürekli karşımıza çıkan bu dördüncü sanayi devrimi deyiminin arkasında ne var?

Dördüncü sanayi devrimi kavramı fiziksel, dijital ve biyolojik teknolojilerin kaynaşmasını ve bunun siyasi, toplumsal ve ekonomik sisteme olan dramatik etkilerini kapsıyor. Dördüncü sanayi devriminin hızı, boyutu ve sistemik doğası tüm sektörleri tamamen dağıtıp değiştirecek ve insanın doğasını ve kimliğini temelden sorgulayacak.

İş Gücünün Yeri Değişiyor

Kolektif geleceğimiz için bu değişimin anlaşılması hayatidir.

Bu devrim insanların yeryüzündeki üstlendikleri rollerini yeniden değerlendirmelerine sebep olacak. Teknoloji artık insan hayatının her kısmına girip yerleşecek ve robot iş gücü insan iş gücünün yerini alacak.

Böylece mevcut istihdam ve ekonomik piyasalarında yıllardır parasal güçler ve onların uzantıları olan merkez bankaları tarafından engellenen ama kaçınılmaz olan yaratıcı yıkım başlıyor artık.

Bu yıkımı yepyeni bir sisteme geçiş ve olumlu bir sonuç getirecek evrim olarak değerlendirmek gerekir. Bu değişimin en belirgin göstergelerinden birisi iş gücünün gittikçe dahada kutuplaşması olacaktır.

Vasıfsız iş gücünün yerini otomasyon sayesinde robotlar alacak ve bu gelişme orta vasıflı işlerinde kaderini değiştirecek.

Son Sanayi Devrimleri

İkinci sanayi devrimin en önemli unsurları montaj hattı ve elekrik kullanımının dağılmasıydı.

Üçüncü sanayi devriminin en önemli unsurları mikro elektronik ve mikro çiplerdi. İkinci ve üçüncü sanayi devrimlerinin yarattığı sektörleri bir karşılaştıralım: İkinci sanayi devriminin temsilcisi Detroit şehirindeki oluşan otomotif sektörüdür.

1990 yılında Detroit’in en büyük üç şirketinin toplam piyasa değeri 36 milyar dolardı, toplam gelirleri 250 milyar dolar ve 1.2 milyon kişiyi istihdam ediyorlardı.

Üçüncü sanayi devriminin temsilcisi Silikon Vadisinde oluşan teknoloji şirketleridir.

2015 yılında Silikon Vadisi’nin en büyük üç şirketinin toplam piyasa değeri 1.1 trilyon dolardı, toplam gelirleri 250 milyar dolar ve yalnız 135 bin kişi istihdam ediyorlardı.

Refah ve Gelir Kutuplaşması

Son sanayi devrimlerini karşılaştırdığımızda iki trend göze çarpıyor, bir şirketlerin piyasa değeri gittikçe artıyor ve iki aynı geliri eldetmeleri için çok daha az iş gücüne ihtiyaç duyuyorlar.

Peki dördüncü sanayi devrimi bu trendlerin çok dahada hızlı gelişmesine sebep olacaksa toplumsal refahın ve gelirin ciddi bir kutuplaşmasına neden olması beklenebilir.

İlk sanayi devrimleride refah ve gelir kutuplaşmasına sebep olarak ilk 200 yıl içinde ciddi siyasal ve kurumsal değişimlere neden oldular. Bunlar arasında demokrasinin yayılması , sendikaların oluşması, kademeli vergilendirme ve sosyal güvenlik ağlar yer alıyor. Tüm bu gelişmeler tüketim ürünleri için daha büyük pazarlar yarattı.

Yönetim Biçimi Büyük Baskı Altında

Ancak son 40 yıl içinde teknolojinin dağılımını kolaylaştıran ve bununla birlikte gelen rahatsız edici sonuçlara karşı belirli bir seviyede koruma sağlayan yönetim biçimi artık büyük baskı altında.

Refah devletleri eskisi kadar cömert değiller, uzun süre işsiz kalanların rakamları daha yüksek, vergilendirme daha az kademeli ve böylece daha az adil ve siyaset gittikçe en çok ses getirenleri en çok paraya sahip olanların yönlendirmesine teslim edildi.

En Büyük Kaygım

Başlamış olan dördüncü sanayi devrimi demokratik bir evrimi sağlayabilmesi için kamu oyunda ciddi bir süreç yönetimini ele alan siyasi tartışma gerektirmekte.

Bütün insanların hayatlarını bağlanırlık, eğitim ve sağlık sayesinde çok geliştirebilecek şekilendirilebilinecek teknolojilerin fırsatı karşımızda.

Bu fırsat bize sunulurken yeni teknolojilerden ne korkmalıyız ne de onunla ilgili kaderci olmalıyız.

Önümüzdeki değişimler o kadar derinki insan tarihine bakıldımı tarihte daha önce hiç olmayan büyük vaatlerin sunulduğu ve potansiyel tehlikelerin karşımıza çıkabileceği bir sürece girdik.

En büyük kaygım karar vericilerin geleneksel , doğrusal düşünmeye kapılıp yada anlık sorunlara odaklanarak geleceğimizi şekillendirecek yeniliklere ve bozucu güçlere gereken stratejik düşünce yle yaklaşmamaları.

Yöneticilerimiz ve halkımız buna hazır mı?

Dördüncü sanayi devriminin hayatımıza bariz şekilde girerek yeni bir çağın başladığını en geç 2020 yılında göreceğiz. 2020 yılında ulaşılacak veri miktarı 2009 yılının 44 katı olacak! Bu yeni çağıda temel gereksinimi tutku ve başarabiliriz inancıdır ve bu yaklaşımı sağlamamız eğitimde bir devrim gerektiriyor!

Eğitim sistemimiz teknoloji edinimini destekleyen özelliklere sahip gençler eğitmeli.

Herşeyi sorgulayan, teorik bilgiyi pratiğe çevirebilen, yazılım kodlayabilen, açık fikirli ve deneyci bir nesil yetiştirilmeli!

Robotlaşan gençler değil robot geliştirebilen bir nesile ihtiyacımız var! Yöneticilerimiz ve halkımız buna hazır mı?

Bu yazı 07.03.2016 tarihinde Yeni Yüzyıl Gazetesi‘nin sitesinde yayınlanmıştır.

Share.

Leave A Reply